
Uzmanlar, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi için, vitamin deposu kivinin bolca tüketilmesini öneriyor.
Dondurucu soğuklar, gribal enfeksiyonları da beraberinde getiriyor. Hastaneler, soğuk algınlığı şikayetiyle başvuranlarla dolu. Uzmanlar, soğuk algınlığından korunmak için, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Kivi içerdiği C vitaminiyle işte tam bu noktada öne çıkıyor.
Rize Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Arif Yılmaz kivinin faydalarını şöyle anlatıyor: “Hazmı kolay bir meyve, yedikten sonra sindirim sistemini zorlamıyor. İkincisi de ihtiva ettiği vitamin ve minerallerin yüksek düzeyde oluşu. Kivi soğuk kış günleri için gerekli bir C vitamini deposudur. E vitamini ihtiva eder. Özellikle küçük yaşlardaki çocuklar ve kadınlar için gerekli kalsiyum yönünden zengin bir meyvedir. Kalsiyum dışında magnezyum ve fosfor yönünden de kivi tam bir mineral deposudur” dedi.
Dr. Jonathan M. Hodgson başkanlığındaki ekibin yaptığı, sonuçları Archives of Internal Medicine dergisinde yayımlanan araştırmada, 35 ile 75 yaş arasındaki, tansiyon değerleri normal denekler kullanıldı.
Deneklere önce dört hafta boyunca her gün üç fincan çay içirildi. Dört haftanın ardından deneklerin yarısı aynı miktarda çay içmeye devam ederken, diğer yarıya, tat ve kafein miktarı açısından aynı olan placebo çay verildi.
Gerçek çay içenlerde üç ay sonra sistolik basıncın (büyük tansiyon) 2,7 mmHg, altı ay sonra 2 mmHg düştüğü görüldü. Diastolik basınçta (küçük tansiyon) ise üç ay sonra 2,3 mmHg ve altı ay sonra 2,1 mmHg azalma tespit edildi.
kaynak:trthaber
Cevizin kalp ve damar sağlığı için yararlı olduğu yeni bir araştırmayla daha kanıtlandı. İspanyol uzmanlar tarafından yapılan araştırmaya göre, öğünler sonunda yenen belli miktarda ceviz, yağlı besinlerin damarlara verdiği zararı önlüyor.
Amerikan Kardiyoloji Üniversitesi’nin dergisinde yayımlanan araştırmada, 24 kişiye bir hafta boyunca yağ oranı yüksek salam ve peynir içeren öğünler verildi.
Araştırmaya katılanların yarısına öğün sonlarında 5 çay kaşığı zeytinyağı, diğerlerineyse 8 adet ceviz verildi. Yapılan testler, hem zeytinyağı hem de cevizin yağlı besinlerin damara verdiği zararı azalttığını gösterdi.
Araştırma ayrıca cevizin damarların esnekliğini de koruduğunu ortaya koydu. Cevizin bu özelliğiyle, damar sağlığı için zeytinyağından da faydalı olduğu vurgulandı.
Yağlı besinlerin yol açtığı damar sertliği, felç ve kalp hastalıklarının temel nedenleri arasında gösteriliyor.
alıntı
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reha Artan, bebeklerde ek besine en erken 4, en geç 6 ay arasında başlanması gerektiğini belirterek, anne sütünü tamamlayıcı en iyi ek besinin sütle yapılmış tarhana çorbası olduğunu bildirdi.
Prof. Dr. Artan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bebeklerde anne sütünü tamamlayıcı ek besinlerle ilgili bilgilerin güncellendiğini anlattı. Artan, anne sütünün sayısız faydası olduğunu, 1-1,5 yıl anne sütü ile beslenmeye devam edilmesi gerektiğini vurguladı. Yakın zamana kadar “Ek besinlere ne kadar geç başlanırsa o kadar iyi olur“ düşüncesinin hakim olduğuna dikkati çeken Artan, tüm yararlarına rağmen 6. aydan sonra anne sütünün besinsel değerinin bebeğin gereksinimlerinin gerisinde kaldığına işaret etti.
Prof. Dr. Artan, “Günümüzdeki çalışmaların sonuçları çok net bir şekilde bize göstermektedir ki anne sütüyle beslenmeye tamamlayıcı ek besinlere en erken 4 aylıkken, en geç de 6 aylıkken başlamak gerekiyor“ dedi.
Ek besinlerin bu sürelerde yavaş yavaş beslenmeye girmesinin zorunluluk olduğunu vurgulayan Artan, bebeğin bağışıklık belleği ve toleransı ile bağışıklık sisteminin yabancı besinlere hoşgörü kazanabilmesi için bu yaş döneminin kritik önem kazandığını söyledi.
-En iyi ek besin tarhana-
Bebeklik çağındaki tamamlayıcı beslenme çözümlerinde ev yapımı sebze çorbalarının çok önemli olduğuna işaret eden Artan, kadınların patates, pirinç, mercimek, kabak, havuç ve maydanozu bir tencerede kaynatarak süzgeçten geçirdiklerini ve ezerek bebeğin sevebileceği kıvama getirdiklerini anlattı. Zeytinyağı ile zenginleştirilen bu çorbaya alternatif olarak tavuk suyu ve yoğurt çorbalarının da verildiğine işaret eden Artan, bebeklerde tamamlayıcı en iyi ek besinin tarhana çorbası olduğunu vurguladı.
Artan, tarhananın içindeki vitamin ve minerallerin oldukça önemli olduğunu, bazı aminoasitleri dengeli olarak içerdiğini, özellikle B vitamini yönünden zengin olduğunu, kalsiyum, demir ve çinko bulundurduğunu kaydetti.
Tarhananın yapımında bölgelere göre küçük farklılıklar bulunduğuna işaret eden Artan, “Bu farklılıkları gidererek tarhanayı bir bebek besini haline getirmenin yolu, tarhanayı sütle pişirmekten geçiyor. Su yerine sütle yapılan tarhana, besinsel değeri oldukça yüksek, yeterli ve ideal bebek ek besinidir“ dedi.
Tarhananın içindeki vitamin ve minerallerin yeterli olduğunu ve ekstra tuz eklememesi gerektiğini dile getiren Artan, “Sütle pişirilen tarhana anneler için hazırlaması kolay ve ekonomik bir çözüm. Mümkünse tarhanayı 6. aydan sonra süt ile pişirerek vermemiz gerekiyor“ diye konuştu.
Kuru tarhananın 100 gramında 1,3 gram protein olduğunu ve sütle pişirildiğinde mükemmel bir protein içeriğine sahip olduğunu anlatan Artan, 200 mililitre süte 2 kaşık tarhana ile bebek için gerekli çorbanın hazırlanabileceğini söyledi. Artan, süt olmadığı durumlarda tavuk ya da et suyu ile yapılacak tarhana çorbasının da bebek için çok önemli bir ek besin kaynağı olduğunu kaydetti.
-“Meyve püreleri gereksiz“-
Önceki yıllarda tahıllar ya da süt gibi besin kaynaklarına olabildiğince geç başlamasının daha sağlıklı olduğunun düşünüldüğünü dile getiren Artan, “Örneğin bebek irmik, un çorbası, bisküvi gibi tahıllı besinlerle ne kadar geç karşılaşırlarsa ileride tahıl alerjisi, çölyak, tip1 diyabet gibi hastalıklara yakalanma oranının da o kadar az olacağı düşünülüyordu“ dedi.
Buna karşın artık annelere tahıllarla tanışmayı 6,5 aydan daha ileriye bırakmamalarını tavsiye ettiklerini ifade eden Artan, bebek beslenmesinde tamamlayıcı olarak en çok tercih edilen meyve pürelerinin ise çok faydalı olmadığına dikkati çekti.
Meyve suları ve meyve pürelerinin gerekli besinsel değere sahip olmadığını vurgulayan Artan, sebze çorbaları, yoğurt ve muhallebinin gönül rahatlığıyla başlanabilecek ek besin çözümleri olduğunu kaydetti.
alıntı
Diş çürümesi ve oral enfeksiyonlara karşı etkilidir. Çiğ olarak çiğnendiğinde 2-3 dakika içerisinde ağızdaki bakteri ve mikropların ölmesini sağlar.
Soğan kan sulandırıcı etkisiyle kardiyovasküler hastalıklardan kişiyi korur.
Bal ve zeytinyağı ile karıştırılarak uygulandığında soğan suyu sivilcelerden kurtulmanızı sağlar.
Bir kaşık soğan ve zencefil suyunun cinsel isteği arttırdığı bilinmektedir.
Kanser gibi tedavisi zor olan hastalıklarda sorunlu hücrelerin gelişimini engelleyerek korunma sağlar.
Kokusu beğenilmese de soğan görüldüğü üzere mucizevi bir besin maddesidir. Ayrıca yemeğe tadını veren de soğandır. Ağlatırken sağlık veren soğanı yemeklerinizden eksik etmemenizi öneririz.
Grip, astım, bakteri enfeksiyonları, solunum yolları problemleri, anjin ve öksürük gibi pek çok hastalığa iyi gelir.
İştah açıcı olarak da kullanılır.
kaynak:milliyet


